Kulvar Haber

Abdülkadir Geylani Kimdir? Hayatı – Kıssaları

Abdülkadir Geylani Kimdir? Hayatı – Kıssaları
27 views
25 Nisan 2019 - 15:01

Abdülkadir Geylani Kimdir?

İslam âlimlerinin en önemli temsilcilerinden biri olan Abdülkadir Geylani, 1078 yılında dünyaya geldi. İran’ın Geylan şehrinde doğup, farklı lakaplarla tanınır. Soyu Hz. Ali’ye ulaşan âlimlerden biridir. Babası “zeng-i dost” unvanı ile anıldığı gibi annesi de devrin önemli kadın velilerindendi. Annesi ve dedesi tarafından büyütülen Abdülkadir Geylani, küçük yaşta babasını kaybetti.


Mübarek bir insan olduğu için okula gidip gelirken melekler tarafından korunduğuna inanılırdı. Her zaman devrin önemli ilim merkezlerinden olan Bağdat’ta okumak istiyordu. 1095 yılında 18 yaşına bastığında ilk kez Bağdat’a gitti. Önemli isimlerden edebiyat dersi aldı. Usul ve mezhepler konusunda geniş bilgi sahibi oldu. Kurduğu dostluklar sayesinde tasavvufa girdi. Damadı olduğunu söyledikleri Debbas’tan tarikat hırkasını giydi. Fıkıh, nahiv, hadis, tefsir konularında ilim dersleri vermeye başladı.

Abdülkadir Geylani Hayatı

Uzun bir süre eğitim verdikten sonra tüm bunları bırakarak, inzivaya çekildi. 25 yıl boyunca bir şey yiyip, içmeden inzivaya çekilmeye yemin eden Abdülkadir Geylani, 40. Günün sonunda içinden “açım” sesleri gelse de buna direndi. Fakat bu hali Ebu Said El-Muharrimi’ye malum olmuş ve kendi eliyle kendi evinde yemek yedirdi. Gösterdiği üstün direnci sayesinde şeyhlik hırkasını ondan aldı.


Abdülkadir Geylani Şafii mezhebine mensupken Bağdat’a geldiğinde kendine daha yakın gördüğü Hanbelî mezhebine girdi. Fakat fetvalarını her iki mezhebe uygun olacak şekilde verdi. Hanbelîlerin imamı olan Abdülkadir Geylani, bu mezhebe oldukça bağlandı ve “Muhyiddin” (dini ihya eden) unvanını aldı. “Mezheplerin en iyisi İmam Ahmed’in mezhebidir” diyerek, bu bağı kanıtlar. Diğer mezhepleri ise eleştirir. Kelamları sevmediği gibi kelam âlimlerinden de hoşlanmaz. İbn-i Kudame, Nevevi, İbn-i Hacer gibi âlimlerden oldukça takdir toplamıştır.

Şeriata ve dinin kesin hükümlerine bağlıdır.

Her davranışını Kuran ve hadislere göre gerçekleştirir. Kendi müritlerine de her zaman gerçekçi olun, yalan uydurmayın ve temiz olun uyarılarını verirdi. Kuran’ı daima tertil ve tecvid üzere okunmasını isterdi. Vaazları herkese yayılan Abdülkadir Geylani, cemaatini artması üzerine Babülhalbe’deki geniş bir camiye vaaz vermeye başladı. Bu vaazları 70 bin kişiye yaptığı rivayet edilir.


Hitabeti iyi olması sebebiyle herkesi etkisi altına alırdı. Cemaatine verdiği vaazlarda, cenneti vaat ederdi. Hatta kesin konuşacak kadar inançlıydı. Yaşadığı andan itibaren birçok kerameti menkıbe haline getirildi. Türk Halk Edebiyatı’nda birçok şiirde adı geçer hale geldi. Tasavvufta en yüksek dereceye ulaştığı için onun yoluna “Kadiriyye” adı verildi. 1166 yılında vefat eden Abdülkadir Geylani’nin cenaze namazını ise oğlu kıldırdı. Şimdiye kadar görülmemiş bir kalabalık cenazeye eşli etti.

Abdülkadir Geylani Kerametleri

Abdülkadir Geylani’nin kerametleri daha ufak yaştan onunla beraber gelmeye başladı. 10 yaşında okula giderken birçok insan meleklerin ona eşlik ettiğine inanırdı. Bir diğer keramet ise onun talebesi olan bir genç kadın ihtiyaç gidermek için mağaraya girdi, arkasında ise bir sapık tecavüz için takip ediyordu.

O sırada Abdülkadir Geylani abdest alıyordu. Kadın içten bir şekilde adını söyleyerek, mürşidine seslendi ve Abdülkadir Geylani, ayağındaki nalınları çıkararak mağaraya fırlattı. Bu nalınlar adamın kafasına öldürene kadar vurdu.

Abdülkadir Geylani kerametlerinin bir diğeri,

Bir kadının ondan eğitim alması için getirdiği çocukla başlar. Çocuğu nefsini ve ahlakını eğitmeye başlar. Annesi bir müddet sonra oğlunu görmeye gelir. Fakat oğlunun çok zayıfladığını görür.

Aynı anda karşısında tavuk yiyen Abdülkadir Geylani’yi görür. Ona biraz hiddetlenir ve sakinleşince neden böyle yaptığını sorar. Abdülkadir Geylani ise tavuk kemiklerine ellerini dokunduktan sonra tavuğu diriltir. Daha sonra kadına “senin oğlunda böyle olduğu zaman istediğini yiyebilir” cevabını verir.

Abdülkadir Geylani kerametleri arasında ayrıca, annesinin doğum yaşını geçip 60 yaşında onu doğurduğu yer alır.

Abdülkadir Geylani Kabri

13 Mart 1079 yılında doğan ve Şubat 1166’da vefat eden Abdülkadir Geylani kabri Bağdat’ta yer alır.

Abdülkadir Geylani Sözleri

Abdülkadir Geylani sözleriyle de birçok kişiye ilham ve ışık olmuştur. Bu sözlerden bazıları şunlardır;

  • Tövbe, yönetim değişikliğidir.
  • Allah’tan başka her şey puttur.
  • Zâhid olan kalptir, ceset değil.
  • Bilgi hayat, bilgisizlik ölümdür.
  • Bidayet sıkıntıdır, nihayet ise şükûn.
  • Nefsine hiç bir hâli ve makamı nispet etme!

Abdülkadir Geylani Duası

  • Abdülkadir Geylani Duası ve duaları ile kötülüklerden korunarak, Allah’ın yolundan gitti. Bu dualar herkesin dilinde dolaşarak, birçok kişiye kalkan oldu.
  • Bunlardan bazılarının ismi ise;
  • Hizbu’l Hıfz Duası
  • Hizbu’n Nasr Duası
  • Salat-ı Kübra
  • Salavat-ı Beşairu’l Hayrat

Abdülkadir Geylani Kıssaları

Abdülkadir Geylani kıssalarından biri şudur; Bir gün Abdülkadir Geylani, küçükken tarlada çift sürerken hayvanın, ona “iyi çocuk, bu iş sana göre değil, asıl görevine dön” demesiyle hızla eve döner. Annesine anlatınca ikisi beraber duygulanırlar ve annesinin cebine koyduğu 46 altınla “yola çık ve güzel yolda ilerle” lafı üzerine Bağdat’a yola koyulur.

Diğer bir kıssa

Abdülkadir Geylani’nin Bağdat’a gitmesiyle ilgilidir. Gitmeden önce annesinden 46 altın aldı ve yol üzerinde eşkıyalar tarafından durduruldu. Üzerinde bir şey var mı sorusuna, annesinin elbisesine diktiği altınları doğru bir şekilde söyledi. “Neden doğru söyledin çocuk” sözü üzerine, “doğruluktan ayrılmayacağıma söz verdim” dedi. Bunu duyan eşkıya reisi ve arkadaşları ağlayarak, eşkıyalıktan vazgeçti. Kervanlardan çaldıklarını ise geri iade ettiler.


Allame İbn-i Neccar’ın bildirdiğine göre, Abdülkadir Geylani şunu söylemiştir; “Bütün amelleri inceledim, yemek yedirmek ve güzel ahlaktan daha iyi bir şey bulamadım. Bütün dünya bana verilse, hiçbir aç ve fakir bırakmam, hepsini doyururum. Şu anda bana bin altın verilse, bir gece bile bekletmeden tasadduk ederim.”


Bir diğer kıssa ise dönemin şeyhlerinden birinin bildirdiği şudur; “Hızır’a (AS) rastladım. Asrımızdaki doğu ve batıda bulunan şeyhi sordum. Cevabında: O (KSA) sıddıkların, İmam-ı Ariflerin hücceti, Marifetin ruhudur. Evliya arasında şanı büyüktür.”